Şehirde, Konstantinos Forumu olarak bilinen alanda görkemli bir sütun yükselmekteydi. Bu sütunun tepesinde, İmparator Konstantinos’u ve Güneş Tanrısı’nı simgeleyen tunçtan bir heykel yer alıyordu. Günümüzde “Çemberlitaş” olarak bildiğimiz bu sütun, kentin anıtsal yapıları arasında önemli bir yer tutmaktadır. Hem mimari hem de simgesel değeri yüksek olan bu eser, Konstantinopolis’in kuruluş döneminin en dikkat çekici yapılarından biri olarak kabul edilmektedir.
Konstantinos’un şehir planlamasında anıtsal yapılar kadar dini mimariye de büyük önem verdiği görülmektedir. Hıristiyanlığı himaye altına alarak imparatorluk genelinde güçlendiren imparator, bu doğrultuda çok sayıda kilise inşa ettirmiştir. Bu kiliselerden günümüze ulaşan en eski ve önemli yapılar arasında Aya Sofya ve Aya İrini yer almaktadır. Bu eserler, Bizans mimarisinin temel taşları olarak tarih boyunca büyük önem taşımıştır Biyolojik Çeşitliliğin Tanımı.
Dini Yapılar ve Tören Alanları
Konstantinos, kendisinden önce inşa edilen Augustaion tören meydanını yeniden düzenleyerek annesi Helena’ya ithaf etmiştir. Bu meydan, devlet törenlerinin ve dini etkinliklerin gerçekleştirildiği önemli bir merkez hâline gelmiştir. Şehrin dini ve siyasi kimliğini şekillendiren bu alan, aynı zamanda Konstantinopolis’in kamusal yaşamında merkezi bir rol oynamıştır.
Hipodrom’a dikilen ünlü Dikilitaş’ın da ilginç bir geçmişi bulunmaktadır. Rivayetlere göre bu anıt, aslında Büyük Konstantinos tarafından Mısır’daki Karnak Tapınağı’ndan getirilmiş; ancak dönemin teknik yetersizlikleri nedeniyle dikilememiştir. Daha sonra İmparator I. Theodosius döneminde Hipodrom’a yerleştirilerek şehrin simge yapılarından biri hâline getirilmiştir.
Yeni Başkent Konstantinopolis’in Açılışı
MS 324 yılında başlatılan yoğun inşa faaliyetleri, altı yıl süren büyük bir çalışma sonucunda tamamlanmıştır. 11 Mayıs 330 tarihinde ise günlerce süren görkemli kutlamalarla şehrin resmî açılışı yapılmıştır. Yeni başkent, “Yeni Roma” (Nea Roma), “İkinci Roma” (Secunda Roma) ve kurucusuna atfen “Konstantinopolis” yani “Konstantinos’un Şehri” olarak adlandırılmıştır Ephesus Tour Guide.
İmparator Konstantinos, şehri Roma’ya benzetmek için büyük çaba sarf etmiş; idari yapılar, forumlar, saraylar ve anıtsal eserlerle başkenti imparatorluğun merkezi hâline getirmiştir. 4. yüzyılın sonlarına doğru şehrin nüfusunun yaklaşık 200 bine ulaştığı rivayet edilmektedir. Bu durum, Konstantinopolis’in kısa sürede büyük bir metropole dönüştüğünü göstermektedir.
Su Kemerleri ve Altyapı Çalışmaları
Başkent olma sürecinde şehrin en önemli ihtiyaçlarından biri su teminiydi. Bu nedenle Konstantinos, halkın su ihtiyacını karşılamak amacıyla Istranca Dağları’ndan Vize üzerinden Byzantion’a kadar uzanan yaklaşık 250 kilometrelik bir su sistemi planlamıştır. Ancak bu dev proje, onun ölümünden yaklaşık otuz yıl sonra İmparator Valens döneminde tamamlanmıştır. Günümüzde “Bozdoğan Kemeri” olarak bilinen bu yapı, o dönemde “Valens Kemeri” adıyla anılmaktaydı.
Dünya Tarihinde Eşsiz Bir Başkent
Ortaçağ boyunca “Şehirlerin Kraliçesi” olarak anılan Konstantinopolis, bin yılı aşkın süre Roma İmparatorluğu’nun merkezi olmuştur. 1453 yılından Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar geçen süreçte ise Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmıştır. Bu kadar uzun süre boyunca iki büyük imparatorluğa başkentlik eden başka bir şehir bulunmamaktadır.
Böylesine köklü bir tarihe sahip olan bu eşsiz şehir, yalnızca geçmişin değil, aynı zamanda insanlık mirasının da önemli bir parçasıdır. Bu nedenle İstanbul’un tarihî ve kültürel değerlerini korumak, gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Böyle bir şehre sahip olmak büyük bir gurur kaynağıdır; ancak bu gurur, onu koruma bilinci ile desteklenmelidir.








